Hayrullah Kara Ekspertiz Hizmetleri

SİGORTA


SİGORTA NEDİR ?

Aynı ve benzer rizikolara maruz bulunan kişiler topluluğunda rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkacak ihtiyacın belli bir para (prim) karşılığında giderilmesine yönelik bağımsız bir hukuki talep hakkına sahip olunmasıdır.

Sigorta ferlerin hayatta bazı şartlar altında karşılaşacakları , zarar ve masraflara sebep olan olayların ekonomik sonuçlarından kendilerini korumak için önceden tedbir alma ihtiyaçlarından doğmuştur.

SİGORTA TARİHİ

Bu günkü anlamıyla sigortacılık, para ekonomisinin ve alışverişin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır.

Dünyada sigortacılığa benzer ilk uygulamalara ise günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Babiller’ de rastlanmaktadır. Zamanın ticaret merkezi durumundaki Babil’ de, kervan tüccarlarına borç veren sermayedarlar, kervanların soyulması veya fidye ödeme durumuyla karşılaşmaları halinde tüccarların borçlarını silmekte, buna karşılık borcu tüccarlardan geri aldıkları zaman, taşıdıkları riskin karşılığı olarak ana borç miktarı üzerinden bir miktar para almaktaydılar. Bu olay daha sonra Kral Hammurabi tarafından yasallaştırıldı. Hammurabi Kanunlarının en büyük özelliği haydutların saldırısına uğrayan kervanların zararlarının bütün diğer kervanlar arasında paylaşılmasını öngörmeseydi. Bu, tehlike paylaşmasının kara taşımacılığındaki ilk örneğidir.

M.Ö. 600 yıllarında Hindu’ lar sigorta özelliği taşıyan kredi anlaşmaları yapmaya başladılar. Basit içerikli bu anlaşmalar, toplumlardaki sigorta düşüncesini geliştirerek sigortacılıkta ilk adımları ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Bu tür kredi anlaşmaları ortaçağda da gelişerek deniz ödüncü ve nakliyat sigortalarının temelini oluşturmuşlardır.

Prim esaslı sigorta yaklaşık M.S. 1250 yıllarında Venedik, Floransa ve Cenova şehirlerinde görüldü. Gene de bugünkü anlamda sigortadan söz edilebilmesi için 14. yy’ ı beklemek gerekti. Ekonomik koşulların değişmesi ile ticaret, 14. yy’ dan başlayarak çok önemli gelişmeler gösterdi. O devirde deniz ticaretinde en ileride bulunan İtalya’ da sigortaya gereksinim duyuldu ve deniz sigortası kavramı da ilk defa burada ortaya çıktı. İlk sigorta poliçesi olarak kabul edilen mukavele 23 Ekim 1347 tarihini taşımaktaydı ve İtalya’ nın Cenova Limanı’ ndan Mayorka’ ya “Santa Clara“ adlı geminin yükünü temin etmek amacıyla düzenlendi. İlk sigorta şirketi de 1424 yılında, yine Cenova şehrinde kuruldu.

15. yüzyılda İspanya‘da sigorta hukukuna ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldı. 1435 ve 1436 yıllarında kabul edilen iki kararname ile nakliyat sigortalarına dair kurallar kondu. Sigorta konusunda ilk kanuni mevzuat ise 1435 yılında yayınlanan Barselona Fermanı’ ydı.  17. yüzyıldan itibaren İngiltere‘de ilk sigorta şirketleri kurulmaya başladı. O zamana dek sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu. Ancak 1666‘da 13.200 ev ve 87 kiliseyi yok eden Büyük Londra Yangını sonrasında öyle büyük zararlar oluştu ki, sadece yangın sigortası üzerine uzmanlaşan sigorta şirketleri kuruldu. Önemli bir ticaret merkezi olan Londra, bu yüzyıldan itibaren dünya sigortacılığının önde gelen şehri haline geldi.

20. yüzyılın başlarında sigorta şirketleri her türlü sigorta ihtiyacına cevap verebilecek şekilde örgütlenmelerini tamamlamış kuruluşlar olarak etkin hizmet verebilecek düzeye ulaşmışlardır.
TÜRKİYE’DE SİGORTACILIK

Sigortacılığın Türkiye’deki gelişimi, toplumsal – ekonomik yapı ve siyasal gelişmelerle sıkı bir ilişki içinde olmuştur. Osmanlı döneminde dini nedenlerle uzun yıllar sigortadan uzak durulmuş ve sigortacılık ancak 1839′daki Tanzimat Fermanı’ndan sonra gelişme gösterebilmiştir.

1870 yılında Beyoğlu’nda çıkan ve 3000 dolayında ev ve işyerinin yanmasına, çok sayıda insanın ölmesine yol açan yangın, İstanbul halkının dikkatini sigortanın gerek ve yararına çekmiştir. 1871′de Sultan Abdülaziz’in emriyle itfaiye örgütünün oluşturulmasını, 1872 yılında Sun, Northern ve North British adlı İngiliz sigorta şirketlerinin İstanbul’da faaliyete geçmesi izlemiştir.Türkiye’ye ilk Fransız şirketi olarak 1878′de La Fonciére gelmiştir. Bu şirketleri, diğer ülkelere ait acenteliklerinin açılması izlemiştir.

Yabancı sigortacıların Türkiye’ye gelişi 1890′dan sonra da devam etmiş ve 1891′de Ünyon Sigorta Kumpanyası kurulmuştur.

Sigortacılığın ülke içindeki ilk olumlu aşaması, sigortacıların kendi aldıkları kurallar ile hükümetçe konulan kurallara uymalarından sonra kaydedilmiştir. Bu çerçevede 1900 yılında İstanbul’da Yangın Sigorta Şirketleri Sendikası oluşturulmuştur

1914 yılında, yabancı sigorta şirketleri için tescil ve teminat gösterme koşulu getiren bir yasa çıkartılmıştır. 1918′de siyasal faktörlerin de etkisiyle Türk kanunlarına göre İttihadı Milli Osmanlı Sigorta Şirketi kurulmuştur. Osmanlı döneminde kurulan son kayda değer sigorta şirketi 1923′te oluşturulan Şark Sigorta’dır.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte her alanda başlatılan ilerleme ve kalkınma hareketlerinden sigortacılık da yararlanmış ve 1925 yılında Türkiye İş Bankası tarafından Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi kurulmuştur. 1927′de 1149 ve 1173 sayılı, Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi hakkındaki yasalar çıkartılarak sigortacılık yasal düzenlemeye kavuşturulmuştur.

Yine aynı dönemde sigorta faaliyetleri üzerinde düzenleyici rolü oynamak ve tamamıyla yurt dışına çıkan reasürans primlerinin teknik olanaklar elverdiğince ülkede kalmasını sağlamak amacıyla 1160 sayılı Mükerrer Sigorta hakkındaki kanun yürürlüğe girmiştir. 1929 yılında Milli Reasürans T.A.Ş.’nin kurulmasıyla Türkiye sigortacılığında yeni bir dönem başlamıştır. Haksız rekabet ortadan kalkmış, tazminat işlemlerindeki düzensizlik ve yolsuzluklar denetim altına alınmıştır.

1935 yılında Güven Sigorta, 1936′da Ankara Sigorta kurulmuştur. 1938′da çıkan ve 1149 sayılı yasayı değiştiren 3392 sayılı yasa, hayat dalında çalışan şirketlerin maddi karşılıklarının ülke içinde kalmasını ve ulusal amaçlara uygun kullanılmasını öngörmüş ve sigorta şirketlerinin işlemlerini daha sıkı bir denetim altına almayı sağlamıştır.

1953 yılında motorlu kara taşıt araçlarına Mecburi Mali Sorumluluk Sigortası uygulamasının başlatılması ile 1925 yılında oluşturulan Sigortacılar Daire-i Merkeziyesi’nin yerine Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin kurulması diğer kayda değer gelişmedir.

30 Aralık 1959 tarih ve 7397 sayılı Sigorta Şirketlerinin Murakabesi hakkındaki yasa ile değiştirilerek Sigorta Murakabe Kanunu adını almıştır.

1990 yılında kaza sigortaları, yangın ve nakliyat sigortaları dallarında serbest tarife düzenine geçilmiştir. Öte yandan, sigorta sektörünün düzenlenmesine ilişkin yetki, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına devredilmiştir.

SİGORTA EKSPERLİĞİ MESLEĞİNİN TEMEL İLKELERİ

A) Tarafsızlık İlkesi:

1) Eksper, mesleğin tanımlayıcı/belirleyici özelliklerinden birisi olduğu üzere, sigortalı ile sigortacının haklarını, tayin edenin kim olduğuna bakmaksızın korumak ve kamu yararına uygun hareket etmek zorundadır.

Bu itibarla, Eksper;

- Mesleğinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı gereğine inanmış olarak bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Eksper hiçbir zaman taraflı ve ön yargılı şekilde davranarak işini icra etmez.
- Mesleki çalışmasında tarafsızlığını korur; tarafsızlığını zedeleyecek tavır, tutum ve davranış içinde olmaz.
- Tarafsızlığını şüpheye düşürecek durumlarda iş kabul etmez.
- Taraflar arasındaki anlaşmazlığın ve doğabilecek gerginliğin dışında kalır.

B) Güven İlkesi

1) Eksper, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.

2) Eksper, yapacakları bilgilendirmelerde basit ve kolay anlaşılabilir olmayı gözetir, faaliyetlerinde şeffaflığı en üst düzeyde tutar.

3) Eksper, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınır, özel yaşantısında da buna özen gösterir.

C) Mesleki Ehliyet İlkesi

1) Eksper, mesleki ehliyet ve yetkili kılındığı branş ya da branşlar dışında ekspertiz yapmaz.

2) Eksper, bilgi birikimi ve tecrübesinin yeterli olmadığını bildiği bir işi kabul etmez.

3) Eksper, aldığı işin uygun bir biçimde yerine getirilmesini temin edecek zamanı ayırır. İhtiyaç duyduğu takdirde ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde konusunda kendisini kanıtlamış bir uzmandan danışmanlık yardımı alır.

D) Sır Saklama İlkesi

1) Eksper mesleki sırların saklı tutulmasından sorumludur. Meslekten ayrılmak bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

2) Eksper, yetkili kişi ve mercilere yasal olarak verilmesi gereken bilgi ve belgeler ile, mevzuat dahilinde gerçekleştirilen bilgi paylaşımı ve tarafların (sigortalı ve sigortacı) rızasının bulunduğu durumlar dışında her türlü bilgi ve belgeyi gizli tutar, üçüncü kişilerden özenle saklar.

3) Eksper, çalıştırdığı kimselerin ve stajyerlerinin meslek sırrına aykırı davranmalarını engelleyecek tedbirler geliştirir ve uygular.